|
 |
 |
 |
Allahü teâlâ imana kefil değildir
Yazar Süleyman AYCAN
* Mal iyi de değildir, kötü de değildir. Mal, mülk gönüle girerse
onu şımartır. Ve onun sonu olur. Mal mülk iyi niyetle kullanılırsa
faydalı olur. Niyet iyi olmazsa insanın felaketi olur.
* Razzak olan Hak teâlâ, rızıklara kefil olmuş, kullarını bu
sıkıntıdan kurtarmıştır.
* Aza kanaat etmeyen çoğu bulamaz. Kendinize güvenmeyin. Allahü
teâlâya güvenin. Size düşen görev budur. Sabah kuş gibi...
Yuvasından çıkıyor, tevekkül ediyor, akşama tok dönüyor.
* Malı zarardan korumanın ilacı, zekat vermektir.
* Zekat niyeti ile bir kuruş vermek, dağlar kadar altını sadaka olarak
vermekten kat kat daha sevaptır.
* Borç yükü altında ezilmektense, taş taşımayı tercih et.
Yoksulluktan korun. Yoksul düşenin dini ve aklı zayıflar ve mürüvveti
kaybolur.
* Bir zenginle arkadaş olduğun zaman, onun yanında dereceni düşürmek
istemiyorsan kendisinden bir şey isteme. Çünkü istemek insanoğlunun
yüzünde siyah bir lekedir. Verileni red eden kimse ise, verenin gözünde
büyük ve ona karşı makamını korumuş olur.
* Zenginlerin, alçak gönüllü olması güzeldir. Fakirlerin ise onurlu
olması lazımdır.
* Allahü teâlâ rızka kefildir ama imana kefil değildir.
* Düşünmekle ibadet olmaz, oturmakla ticaret olmaz.
* İslamiyet’te paranın yeri, kalb değil ceptir. Para, müslümanın
kalbinde değil cebinde olmalı. Para, kalbde ise bu kötüdür ve
sevilmez. Bir cep dolu olunca kalb boş olur. İki cep dolu olunca kalb
bomboş olur. Cepte olmazsa, kalbde olur. Cepler boş olursa, kalb dopdolu
olur hem de cerahatla karışık.
* İhtiyaçsızlık azgınlığa sebep olur.
* Asıl cömert, veren değil, verdiğine sevinendir.
* Allahü teâlâ dünyada müslümanlara da, kâfirlere de rızık
veriyor, rahatlık, huzur veriyor. Kâfirle müslümanı dünyada ayırt
etmiyor. Müslümanlar Allahü teâlânın dostudur. Kâfirler
düşmanıdır. Dünyada dostla düşman ayrılığı yok fakat ahiret
öyle değil. Ahirette dostla düşman ayrılacak. Müslümanlara nimetler,
kâfirlere azaplar var.
* Elhamdülillah müslümanız. Cenab-ı Hakkın büyük ihsanına, büyük
lütuflarına kavuştuk. Milyonda kişilere verilmeyen büyük saadet
verildi. O da Elhamdülillah ki iman ettik. Bu imanın güzelliğini, bu
imanın letafetini anlatmak zorundayız. Nasıl anlatmalıyız. Evvela bu
imanın tezahürü bizde teşekkül etmelidir. Yalan söylememeliyiz.
Hırsızlık, hile yapmamalıyız. Verdiğimiz sözde durmalıyız. İslam
ahlakı ile ahlaklanmalıyız. Gıybet dedikodu yapmamalıyız.
İnsanların kalblerini kırmamalıyız. Güler yüzlü olmalıyız.
Ailelerimizi üzmemeliyiz. İnsanlar hasretimizi çekmeli. Zaten müslüman
hasreti çekilen insan demektir. Herkes, ah bir görsek, bir dinlesek
demeliler.
Böyle olursak anlatmaya lüzum yok. İnsanlar anlar. Herkes iyiyi
kötüyü fark eder. Ve müslümanlığa rağbet besler. Ama siz güzel
numune olmadan, allame-i cihan olsanız, faziletler en güzel kelamlar
ilimler sizde olsa hâliniz bozuksa insanlara zarar verirsiniz.
İslamiyet’e de zarar verirsiniz.
Evvela iğneyi kendimize batıralım. İyi bir müslüman olmaya,
müslümanları sevmeye ve hatta sevilmeye çalışalım. Nefsimize zor
gelen şeylere veya nefsimize zorluk verenlere dua edelim. Kalbinin
nurlanmasını istiyorsan, kızdıklarına dua et.
barbaros tozlu dost11.tr.gg/ ıyı yayınlar dılerım
|
|
|
 |
|
 |
 |
DOST11
|
 |
|
|